Blog

Depolamalı Enerji Santrallerinde Etkin Risklerin İncelenmesi

1. BÖLÜM
GİRİŞ

Günümüzde artan nüfus, teknolojik gelişmeler, sanayileşme ile her geçen gün enerji ihtiyacı ve talebi artmaktadır. Ülkemizde bu talebi karşılayabilmek için depolamalı enerji santrallerinin kurulumu ve sisteme entegrasyon çalışmaları başlamış durumdadır. Bu bültende depolamalı enerji santrallerin kurulumundan işletme dönemlerine kadar olan süreç içerisinde meydana gelebilecek öngörülebilir riskler ve hasar karakteristiklerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.

İklim değişikliği ve bölgesel koşullar bakımından enerji kaynaklarının ilerleyen dönemlerdeki durumunun belirsizliği, çevresel ekonomik endişeler, enerji verimliği politikaları, temiz enerji kullanımının artan cazibesi, arz talep dengesini sağlamak için gereken maliyetler enerji üretim planlamalarında öne çıkan unsurlardır. Üretilen enerjinin depolanabilmesine yönelik araştırmalar, enerji depolama sistemlerinin, depolama tekniklerinde modern depolama aygıtlarının ve verimliliği artırmak için hibrit sistemlerin ortaya çıkışını sağlamıştır.

Enerji depolama sistemleri ile birlikte, fosil yakıtları azaltmak, güvenilir bir enerji arzı sağlamak ve aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarının sürekli kullanımını desteklemek odaklanılan diğer hedeflerdir. Depolama aynı zamanda güç kararlığı, şebeke entegrasyonu, frekans ve gerilim yönetimi gibi işlem adımlarına sağlayacağı fayda düşünülerek hızla yaygın hale gelmektedir.

https://www.enerjigazetesi.ist/wp-content/uploads/2018/10/enerji-depolama-sistemleri-ve-gunumuzde-onemi.jpg
Elektrik enerjisi; rüzgâr, güneş, diğer üretim kaynakları ve şebeke gibi farklı kaynaklardan temin edilerek enerji depolama sistemlerinde biriktirilebilir.



2. BÖLÜM
ENERJİ DEPOLAMA GELECEĞİ

BloombergNEF araştırma şirketinin raporuna göre; küresel enerji depolama kurulumlarının 2030 yılına kadar 1 TWh (Terawattsaat) enerji seviyesine ulaşacağı, Dünya çapındaki enerji depolama kurumları tarafından 2030’un sonunda 358GW/1.028 GWh (Gigawattsaat) seviyesinde depolama yapılacağı, 2022’nin sonunda devrede olan 17 GW / 34GWh‘lik kapasitenin 20 kat artacağı öngörülmektedir. Bu öngörüye göre sabit enerji depolama işlemi için gerekecek yatırım maliyetinin 262 milyar dolardan fazla olacağı ifade edilmektedir.

Türkiye Sınai Kalkınma Bankasının raporunda ise; son zamanlarda mevzuat düzenlemeleri ve yatırımlar ile depolamalı enerji alanında önemli ilerlemelerin sağlandığı, Türkiye ’nin 2035 yılında depolama kapasitesinin 7,5 GW (Gigawatt) seviyesine ulaşacağı yönünde bilgiler yer almaktadır.

3. BÖLÜM
ENERJİ DEPOLAMA SİSTEMLERİNİN KULLANIM ALANLARI ve ETKİLERİ

Enerji depolama teknikleri, sektörde birçok alanda önemli imkanlar sunmaktadır. Depolanan enerji kullanım yöntem ve etkilerinden bazıları aşağıda kısaca açıklanmıştır.



 1- Esnek Kapasite 
Puant yükü ve sıklıkla görülmeyen ani güç ihtiyaçlarını karşılamak için enterkonnekte şebekelerde ek üretim kaynakları, puant yük santralleri, enerji ithalatı gibi esnek kapasite yöntemleri ile gerçekleşmektedir. Enerji depolama sistemleri, kullanıma hazır rezerv kapasite olarak önemli bir esnek kapasite seçeneğidir.

2- Enerji Arbitrajı
Elektrik fiyatının düşük olduğu zaman aralığında satın alınan elektrik enerjisinin depolanarak satış fiyatının pahalı olduğu zamanda kullanılmasıdır. 

3- Güç Sistemi Dengeleme 
Arz talep dengesinin sağlanması için depolanmış olan gücün kullanımı ile, hızlı tepki sürelerinde güç arzı elde edilmekte böylece sistemin daha kararlı çalışması sağlanmaktadır.

4- Şebeke Frekans Desteği
Enerji depolama sistemleri, frekans dalgalanmalarını önlemek için, depolanan gücü hızla deşarj ederek frekansı yükseltip şebekeden enerji çekerek frekansı azaltmak sureti ile frekans kontrolünü sağlamaktır.  

5- Talep Artış Durumu İçin Destek
Talebin düşük olduğu zamanlarda elektrik enerjisinin depolanması ile, enerjiye olan talebin arttığı zamanlarda pahalı elektrik enerjisi üretiminin engellenmesi sağlanır. 

6- Güç Kalitesi 
Enerji depolama sistemleri, gerilim dalgalanmalarının önüne geçip güç kalitesini artırarak sistemin daha kararlı olmasına yardımcı olabilmektedir. Bu durum şebeke güç kalitesinden kaynaklanan kullanıcı abone hasarlarının minimize edilmesine olanak tanır.

Enerji depolamanın sistemlerinin genel bazı avantaj ve dezavantajları şu şekildedir;

Avantajları
  • Güneş ve rüzgâr gibi sürekli olmayan yenilenebilir enerji kaynakları ışıma ve rüzgar seviyesine göre enerji üretebildiğinden, daimi suretle aynı seviyede üretim sağlamaz. Depolama sistemlerinin varlığı, daimi üretim olmayışından kaynaklanan dengesizliğin önüne geçerek yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretimindeki payını artırabilecektir. Bu durum, iklim değişikliğinin enerji üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılmasında, ayrıca enerji üretiminde fosil yakıt kullanım miktarının düşürülmesinde, buna bağlı olarak karbon salınımının azaltılmasında önemli bir katkı sunar.
  • Enerji üretmek için kullanılan sistemlerin işletme verimliliğini, dayanıklı ve esnek çalışmasını sağlayarak enerji üretiminde sürdürülebilirliği artırır.
  • Enerji depolama sistemleri, doğal afetler ve diğer acil durumlar sırasında yedek güç kaynağı sağlayabilme özelliği ile özellikle coğrafi konumundan dolayı bu etkilere sürekli maruz kalan ülkemizde önemli bir gereklilik olarak ön plana çıkmaktadır.
  • Depolama sistemleri ile şebekedeki gerilim dalgalanmaları minimize edileceğinden, kullanıcılarda şebeke kaynaklı hasarların önüne geçilebilecektir.
      Dezavantajları; 
  • Enerji depolama teknolojilerinin elektrik şebekesine entegre edilebilmesi için büyük değerde bir yatırım maliyeti gerekmektedir. Bu da ilk yatırım maliyetini yükseltmektedir.
  • Elektrik enerjisinin depolanabilmesi için şekil değiştirmesi / dönüştürülmesi gerekmektedir (alternatif akımdan doğru akıma, elektrik enerjisinden kimyasal enerjiye dönüşme vb.). Bu durum enerjinin depolanmasında verim kaybına yol açmaktadır.

4. BÖLÜM
ENERJİ DEPOLAMA YÖNTEMLERİ

Enerjinin birbirinden farklı yöntemler ile değişik formlarda depolanması mümkündür. Enerji depolama teknolojileri genel olarak kimyasal, elektrokimyasal, elektriksel, ısıl (termal) ve manyetik enerji depolama teknolojileri olarak sınıflandırılabilir. Pompaj depolamalı hidroelektrik santraller dünya genelinde en fazla depolama gücüne sahip depolama santrali olarak bilinmekle birlikte, teknolojisi gelişmekte olan diğer yöntemlerin de kullanımı yaygınlaşmaktadır.

Batarya Depolama sistemlerinde kullanılan en yaygın pil türleri; lityum-iyon, kurşun-ait ve sodyum-kükürt pillerdir.    Seçilen pil türü; pilin maliyeti, pilin ömrü ve pilin çevresel etkisi gibi faktörlere bağlı olacaktır.

Küresel ölçekte kurşun asit bataryalardan sonra en çok tercih edilen batarya teknolojisi lityum iyon bataryalardır. Kullanımı gün geçtikçe artış göstermektedir. Diğer depolama sistemlerine kıyasla pil teknolojisi, çok bilinir olması ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte üretim maliyetinin zaman içerisinde düşmesi nedeniyle tercih edilmektedir.

Lityum-iyon batarya, elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayıp, tekrar elektrik enerjisine dönüştürerek kullanılabilir hale getirmektedir. Lityum-iyon piller, dağıtılmış enerji depolama sistemleri için en popüler teknolojidir. %95 gidiş-dönüş doğru akım verimliliğine sahiptir ve akım, şebeke için alternatif akıma dönüştürüldüğünde yaklaşık %85'e düşer. Kullanıma bağlı olarak ömürleri; 2000-4000 döngü ve 10-20 yıl arasında değişkenlik göstermektedir. Aşağıdaki tabloda diğer depolama yöntemlerine yer verilmiştir.
 
Mekanik Elektrokimyasal Termal Elektrik

Hidrojen

Pompalı Hidro Kurşun asit Isı Pompası Süper kapasitör Yüksek basınç
Sıkıştırılmış hava Lityum iyon ------ Manyetik enerji depolama Alçak basınç
Flywheel Akış bataryası ------ ------ ------
------ Çinko bataryalar ------ ------ ------


5. BÖLÜM
ENERJİ DEPOLAMA SİSTEMLERİ MEVZUATI
 

Enerji depolamaya ilişkin ilk kapsamlı düzenleme, 09.05.2021 tarihli ve 31479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği ile yapılmıştır. İlgili Yönetmelik ile Türkiye’de enerji depolama piyasası regüle edilmeye başlanmıştır. Yönetmelik kapsamına göre, depolamalı enerji santralleri 4 farklı şekilde kurulabilmektedir:
  • Lisanslı üretim tesisine entegre edilerek
  • Tüketim tesisine (endüstriyel) entegre edilerek
  • Müstakil (şebekenin herhangi bir noktasından doğrudan bağlantılı)
  • Şebeke işletmecileri (elektrik dağıtım firmaları tarafından kurulan)

Bu yönetmelik, uygulama süreçlerine dair belirsizlikleri gidermek amacıyla en son 21.01.2025 tarihlerinde güncellenmiştir. Yapılan bu güncellemelerle birlikte başvuru süreçleri, lisanslama, bağlantı kriterleri ve yatırımcı yükümlülükleri gibi hususlarda çeşitli revizyonlar gerçekleştirilmiştir.

6. BÖLÜM
ÜLKEMİZİN KURULU ENERJİ GÜCÜ VE TÜRKİYE'DE DEPOLAMAYA DAYALI ELEKTRİK SANTRALİ LİSANSLARININ DURUMU

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; 2025 yılı Mayıs ayı itibarıyla ülkemizin kurulu enerji gücü 119.271 MW seviyesine ulaşmıştır. Enerji kaynaklarına göre dağılım oranları ise şu şekildedir: %27,1 hidrolik enerji, %20,6 doğal gaz, %18,4 kömür, %11,2 rüzgâr, %19 güneş, %1,5 jeotermal ve %2,2 diğer kaynaklar.

2025 yılı Mayıs ayı sonu itibarıyla, ülkemizdeki elektrik enerjisi üretim santrali sayısı 36.086’ya (Lisanssız santraller dâhil) ulaşmıştır. Mevcut santrallerin 34.010 adeti güneş, 381 adeti rüzgâr, 771 adeti hidroelektrik, 71 adeti kömür, 66 adeti jeotermal, 329 adeti doğalgaz, 458 adeti ise diğer kaynaklı santrallerdir.



Bu bağlamda kapasite artış hızı diğer kaynaklara göre daha fazla olan güneş enerji ve rüzgar enerji santralleri bazında incelendiğinde; mevcut güneş enerji santrallerinin toplam kurulu gücü 22.586 MW, rüzgar enerji santrallerinin toplam kurulu gücü ise 13.376 MW olmak üzere toplamda 35.962 MW üretim kapasitesi olduğu görülmektedir. 


T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) internet sitesinde yayınlanan verilere göre, 2025 yılı Mart ayı itibarıyla depolamalı elektrik üretim tesislerine ilişkin ön lisans başvuru durumu aşağıda belirtilmiştir.
 
  1. 676 adet projede, yaklaşık 33.100 MWm toplam güce sahip santraller için ön lisans başvurusunun yürürlükte olduğu,
  2. Bunların kaynaklara göre dağılımının ise; 18.400 MWm gücünde rüzgar, 14.700 MWm gücünde güneş enerjisine dayalı üretim tesisleri olarak sınıflandırıldığı bilgilerine ulaşılmaktadır.
 
7. BÖLÜM
DEPOLAMALI ENERJİ SANTRALLERİNDE MEYDANA GELEBİLECEK HASAR KARAKTERİSTİKLERİ, RİSKLER VE GEÇMİŞTE MEYDANA GELEN HASARLAR

Ülkemizde ve dünyada depolamaya dayalı enerji santralleri yaygınlaşmaya devam etmektedir.

Lityum iyon pil enerji depolama elektrik santralleri, dünyadaki en büyük kapasiteli enerji depolama santrallerinden olup, aynı zamanda yangın riskine en yatkın olanıdır. Çeşitli haber kaynaklarında; 2017 yılından bu yana birçok ülkede depolamalı santrallerde 30’dan fazla yangın hadisesi yaşandığı, bu yangınların ağır kayıplara ve büyük maddi zarara yol açtığı şeklinde veriler yer almaktadır. Bu sebeple enerji depolama sistemlerinde güvenlik hususları en önemli endişelerden biri haline gelmiştir.

Dünya genelinde batarya depolamalı enerji sistemlerinde meydana gelen yangınlara ilişkin bazı haberlere aşağıda yer verilmiştir;
 

Incheon'daki Hyundai Steel tesisinde YANGIN çıktı.

Salı günü sabah saat 6.33'te Incheon'daki Hyundai Steel tesisinde yangın bildirildi.
Incheon İtfaiye Departmanına göre yangının, gün içinde kullanılan pillerin gece boyunca şarj edildiği bir enerji depolama sisteminden kaynaklandığı belirtildi. Yetkililer sabah 07.24 'te beş veya altı farklı istasyondan itfaiyecilerin yangına müdahale etmesini gerektiren bir "ikinci aşama müdahalesi" yayınladı.’’




“New York eyaletinde Ontario Gölü kıyısındaki bir güneş enerjisi çiftliğinde lityum iyon pil yangınının söndürülmesi 4 (dört) gün sürdü. Yangın, büyük miktarlarda potansiyel olarak zehirli dumanın toplumu etkilemesi nedeniyle hava kalitesi uyarılarına yol açtı.”



Depolamalı enerji santralinin yangın süreci, gizli tehlikelerden arıza olaylarına doğru gelişen bir süreçtir. Santral ekipmanlarında ilk imalat – kurulum öncesi taşıma – montaj aşamalarında meydana gelen olumsuzluklara bağlı oluşan deformasyonların o aşamada fark edilmeyip ilerleyen süreçte arıza ile fark edilmesi gibi durumlar yaşanabildiğinden, gizli tehlikeler ve güvenlik sürecinin gelişimi arasındaki ilişkinin anlaşılabilmesi için, santrallerde ekipman seçimi, sistem entegrasyonu, kurulum, devreye alma, işletme ve bakım gibi süreçlerin de değerlendirilmesi önem kazanmaktadır. 

Hâlihazırda faaliyette olan enerji santrallerinde işleyiş enerjinin üretilip hemen şebekeye aktarımı şeklinde olmakla birlikte, depolamalı enerji santrallerinde üretilen enerjinin depolanması sonrasında şebekeye aktarılması durumu söz konusudur. Bu nedenle, depolama ve bu aşamada kullanılan ekipman kaynaklı oluşabilecek farklı risklerin de ayrıca incelenip değerlendirilmesi önemlidir.

Ülkemizde mevcut durumda kurulum süreçlerine devam edilen depolamalı enerji santralleri, rüzgâr ve güneş enerjisi kaynaklıdır. Enerji santralleri için bilinen riskler dışında, depolamalı güneş ve rüzgâr enerji santralleri özelinde nakliye, montaj ve işletme aşamalarına ilişkin farklı riskler de söz konusu olup, detaylarına aşağıda ayrı ayrı değinilmiştir.

Nakliye Dönemi;
Pil enerji depolama sisteminin montajı yapılacak konuma taşınması, projenin tamamlanması için en önemli aşamalardan biridir. Lityum-iyon piller yüksek miktarda güç sağlayacak şekilde tasarlanmış olup, yangına neden olabilecek seviyede yüksek ısı da üretebilir. Bu nedenle güvenli olmayan şekilde taşınması ekipmanların zarar görmesine, ekonomik kayıplara, hatta yaralanmalara sebebiyet verebilir. Lityum iyon piller, son derece yüksek enerji yoğunluğuna sahip olan ve kendi kendine düşük deşarj olabilen metal lityum iyonu içerir. Taşıma sırasında pil hücrelerinin kısa devre yapması veya zarar görmesi ve lityum pilin tehlikeli sıcak gazları dışarı atması durumunda, pil hücrelerinin patlama/yangın riski bulunmaktadır. Bu nedenle taşıma sırasında tehlike oluşturmadığından emin olmak için montaj işlemi öncesinde ölçüm vb. kontrollerin yapılması fayda sağlayacaktır. Taşıma sırasında oluşabilecek ezilme, çizilme, kırılma vb. hasar türlerine karşı koruma sağlanması adına doğru ambalajlama, yükleme ve taşıma koşullarına ilişkin standartlara bağlı kalınması, bataryaların ve diğer sistem bileşenlerinin mümkün olduğunca münferit şekilde taşınması önem arz etmektedir.

Montaj Dönemi; 
Sahaya nakliyesi sırasında sarsıntı / darbe vb. etkiler ile zarar gören ve bu durum fark edilmeksizin nakliyesi tamamlanan bir batarya sisteminde, montaj aşamasında patlama ve yangın vb. hasar riski ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle nakliye sonrası sahada gerekli görsel ve fiziki kontrollerin yapılması, batarya elemanlarının diğer sistem elemanlarından ayrı bir alanda muhafaza edilmesi, montaj ve devreye alma işleminden önce ilgili alanda uygun nitelikte yangın söndürme elemanlarının bulundurulması önem arz etmektedir.

İşletme Dönemi:
Ülkemizdeki enerji santrallerinde işletme dönemlerinde ortaya çıkan ilk imalat kaynaklı malzeme – işçilik kusurları ve süreç içerisinde çevresel etkilere – işletme koşullarına bağlı gelişen arızaların yanı sıra kar yükü, dolu, doğal afetler (deprem, sel seylap, yıldırım, fırtına), kemirgen hayvan, hırsızlık, işletme personeli kaynaklı bilindik risklere ek olarak depolamalı enerji santralleri özelinde gerçekleşme frekansı en yüksek risk türü YANGIN ‘dır.
  • Batarya sistemlerinde yangına sebep olabilecek başlıca risk unsuru termal kaçak tehlikesidir. Bataryaların dışarıdan darbe alması veya dahili sistemlerinde oluşabilecek kısa devre, aşırı şarj ve ortam koşullarına bağlı yüksek ısı gibi etkiler, ünite içerisinde basınç oluşumuna sebebiyet verebilmektedir. Başlangıçta aşırı ısınan hücre daha sonra yanıcı / zehirli gazlar üretir ve gazları tutuşturacak kadar yüksek bir ısıya hızlı bir şekilde ulaşabilir. Bu durum sistemde bulunan diğer pillerde de aynı etkiyi gösterebilir. Termal kaçak, bataryada kontrol edilemeyen bir reaksiyon şeklinde seyretmektedir. Termal kaçaklara yol açabilecek herhangi bir bozulma veya arıza durumunu bir hadise oluşmadan önce belirlemek için; bataryaların düzenli olarak kontrol edilmesi, ölçüm ve periyodik bakımlarının yapılması, ayrıca bataryaların aşırı ısınmasını önlemek amacıyla sıcaklık izleme sistemlerinin ve bölgenin coğrafik konumuna uygun şekilde soğutma/havalandırma ekipmanlarının kurulması gerekmektedir. Yangın, patlama vb. riskler için yangın algılama – söndürme - uyarma vb. sistemlerin tesis edilmesi ve bu tür bir hadise sırasında hızlı aksiyon alınabilmesi adına sürekli aktif tutulması, belirli periyotlarla testlerinin yapılması riskin minimize edilmesi açısından fayda sağlayacaktır.
  • Pil depolamalı santrallerde ısınma gibi bir etki olmasa dahi batarya kaynaklı kimyasal gaz çıkışı tehlikesi söz konusu olabilmektedir.  Sistemden salınan gazlar son derece yanıcı ve zehirlidir. Salınan gazın tipi, ilgili pilin kimyasına bağlıdır.  Ancak tipik olarak karbonmonoksit, karbondioksit, hidrojen, metan, etan ve diğer hidrokarbonlar gibi gazları içerir. Eğer gaz bir tutuşma kaynağı bulmadan parlama noktasına ulaşabilirse patlama potansiyeli vardır. Salınan gazın kimyasal etkilerini en aza indirgemek için uygun filtreleme sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
  • Ayrıca bataryalar için bölünmüş enerji tehlikesi söz konusudur.  Bölünmüş enerji, bir pilin depolanan enerjisini boşaltmanın güvenli bir yolunun olmadığı durumlar için kullanılan bir ifadedir. Bir pil hasar gördüğünde, içerisinde hala enerji barındırmaktadır. Böyle bir durumda saha çalışanlarının elektrik akımı ile çarpılma riski vardır. Ayrıca batarya terminalleri çarpma / darbe gibi bir etkiye bağlı olarak fiziken hasar gördüğünde, ilk etapta bir olumsuzluk fark edilmese bile sonraki dakikalar, saatler ve hatta günler içinde aniden alevlenme – yangın gibi bir hadiseye yol açabilir.  
  • Enerji depolamalı santrallerde, sistemler uzaktan izlenebilir ve kontrol edilebilir olduğundan siber güvenlik riski bulunmaktadır. Önlem alınmaması halinde, izleme ve kontrol sistemlerine kötü niyetli kişi veya kişiler sızabilir / müdahale edebilir. Bu tür kötü niyetli müdahaleler ile şarj ve deşarj işleyişinin değiştirilmesi halinde, santralde kullanılan ekipmanlarda, hatta şebekede enerji dalgalanmaları ve buna bağlı hasarlar oluşabilir. Bu sistemlerde, siber saldırılara maruz kalma riskini önlemek amacıyla güçlü şifreleme ve katı kimlik doğrulama mekanizmaları kurulmalıdır.  
  • Sabitlenmeyen batarya gruplarının deprem gibi etkiler ile devrilme, birbirine çarpma ya da sistem içerisinde sabitlenmeyen bir ekipmanın fiziki darbesine bağlı olarak zarar görme ve başka ekipmanlara zarar verebilme riski bulunmaktadır. Bu nedenle ünitelerin tesis edildiği yapı içerisindeki durumu (sabitleme, diğer ekipmanlara mesafe vb.) önemlidir.
  •  Batarya ve elektronik elemanlara su sirayeti, ortamda toz bulunması, yüksek nem muhteviyatı veya ortam sıcaklığının artması gibi etkiler kısa devre / ark oluşumuna bağlı hasarlara sebebiyet verebilir. Bu nedenle bataryaların içerisinde muhafaza edildiği yapının dışarıdan yağış suyu, toz, kemirgen hayvan vb. girişi olmayacak şekilde korunaklı olması, iklimsel ısı değişiklikleri ve nem gibi etkilerin önlenmesi adına iklimlendirme ve havalandırma sistemi tesis edilmesi önemli unsurlardır. Depolamalı enerji tesislerinin kurulacağı bölgenin coğrafi koşullarına göre risk unsurları bölgeden bölgeye değişkenlik gösterebileceğinden, kurulum çalışmaları yapılırken bölgenin coğrafi / iklimsel etkileri baz alınarak santrallerin tesis edilmesi gerekmektedir.


8. BÖLÜM
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Türkiye’de gelişen teknoloji ve artan nüfus ile birlikte enerji ihtiyacı da her geçen gün artmaktadır. Enerji kaynaklarının sınırlı olmasından dolayı alternatif enerji kaynak arayışı devam etmektedir ve her zaman devam edecektir. Depolamalı enerji santrallerinin yaygınlaşması ile birlikte, enerji üretiminin sürekliliği ve sadece belirli zamanlarda enerji verebilen yenilenebilir enerji kaynaklarının enerjisi depolanarak enerji temini ile talep zamanı arasında doğabilecek farkın en aza indirilmesi amaçlanmaktadır. Bu sayede kullanılan enerji sisteminin verimi artırılarak enerji tasarrufu da sağlanmaktadır. Tüm bu faktörler, ilerleyen dönemlerde depolamalı enerji santral kurulumlarının hız kazanacağını işaret etmektedir.

Türkiye Enerji Politikalarına paralel olarak sektörün sigorta teminatı ihtiyacının da her geçen gün artarak devam edeceği açıktır. Aynı zamanda yeni teminatlara olan ihtiyaç enerji sektörünün sorunlarına çözüm üreteceği gibi pazarın da genişlemesinde etkili olacaktır. Bu nedenle geleneksel wordinglerin yanı sıra sunulan her yeni teminat enerji sektöründe hızla talep oluşturmaktadır. Genişleyen ve büyüyen yerel pazarın ihtiyaçlarını karşılayacak sigorta poliçeleri ise ancak özel çalışmalar ile oluşturabilir.
Depolamalı Enerji santrallerinde kesintisiz sigortalama süreci en önemli husustur. Sistem kurulumunda kullanılacak ekipmanların sahaya ulaştırılması aşamasında Nakliyat Poliçesi ile başlayacak sürecin devamında İnşaat / Montaj Tüm Riskler Poliçesi ve sonrasında işletme dönemi için Yangın, Elektronik Cihaz ve Makine Kırılması Sigorta Poliçeleri düzenlenerek santralin tüm süreçlerde sigortalanmış olması, sigorta güvencesinin en doğru alım şeklidir.

Gelişmekte olan bu sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak sigorta poliçeleri tasarlanırken, depolamalı enerji santrallerine özel riskler, yangın güvenlik önlemlerinin mevcudiyeti, sorumluluk riskine karşı acil müdahale planları gibi konular göz önünde bulundurulmalıdır.  Hazırlanan bu bültende, yeni tasarlanacak poliçeler için farkındalık yaratmak amaçlanmıştır.
 

9. BÖLÜM
KAYNAKÇA 

  1. Ekol Ekspertiz Hiz. Ltd. Şti. Risk ve Hasar Arşivi
  2. EPDK Web sitesi
  3. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
  4. Elektrik Mühendisleri Odası
  5. TSKB “Enerji Görünümü 2023” Raporu
  6. Uluslararası Enerji Ajansı Verileri
  7. VEKMAR Elektrik Blog Yazısı
  8. Dünya Enerji Konseyi 
  9. KOREA JOONG DAİLY Haber Kaynağı
  10. https://www.ctif.org/news/solar-farm-lithium-ion-battery-fire-took-four-days-extinguish
  11. ENERJi DEPOLAMA TEKNOLOJİLERİ -  (Doç. Dr. Behçet KOCAMAN)
  12. https://www.petkim.com.tr/assets/uploads/socar-turkiye-de-enerji-donusumu-stratejisinde-arastirma-ve-oneri-raporu-q2-2023.pdf
  13. https://www.takomabattery.com/causes-and-countermeasures-of-accidents-in-energy-storage-power-stations/
  14. https://avenof.com/enerji-depolama-sistemleri-avenof-ess/
  15. CLA AKADEMİ EĞİTİM PROGRAMI SUNUMLARI
***Bu bülten, konuyla ilgili çeşitli kaynaklardan derlenen bilgiler ile hasar ve risk alanındaki tecrübelerimiz çerçevesinde hazırlanmış olup, kendi görüşlerimizi içermektedir.
                
EKOL EKSPERTİZ MÜHENDİSLİK & RİSK GRUBU