Depolamalı Enerji Santrallerinin Enerji Altyapısındaki Rolü, Risk Yapısı ve Sigorta Perspektifi
GİRİŞ
Enerji dönüşümü süreciyle birlikte depolamalı enerji santralleri (Battery Energy Storage Systems – BESS), elektrik şebekelerinin vazgeçilmez unsurları hâline gelmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kesintili üretim karakteri, depolama teknolojilerini yalnızca destekleyici bir ekipman olmaktan çıkararak, doğrudan şebeke güvenliğini belirleyen kritik altyapılar hâline getirmiştir.
Bu tesisler; yüksek enerji yoğunluğu, kimyasal reaksiyon potansiyeli, hızlı hasar gelişimi ve sınırlı müdahale imkânı nedeniyle klasik GES ve RES projelerinden tamamen farklı bir risk profiline sahiptir. Dünya genelinde yaşanan BESS yangınları ve uzun süreli devre dışı kalma örnekleri, sigorta sektöründe depolamalı enerji santrallerinin ayrı bir underwriting yaklaşımı ile ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.
Bu çalışma; depolamalı enerji santrallerinin teknik yapısını, küresel ve Türkiye özelindeki mevcut durumunu, mevzuat ve standartları, hasar risklerini, dünya genelindeki hasar örneklerini ve Türkiye koşullarında onarım–iş durması sürelerini ele almaktadır. Ayrıca sahada yapılacak eksper incelemelerinde kritik kontrol noktaları ve hasar sonrası sık yapılan hatalar başlıkları altında uygulamaya dönük değerlendirmelere yer verilmektedir.

2. BÖLÜM
DEPOLAMALI ENERJİ SANTRALLERİ NEDEN KURULUYOR?
Depolamalı enerji santralleri, enerji üretiminde artan yenilenebilir kaynak payının doğrudan bir sonucudur. Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynaklar, doğaları gereği kesintili ve öngörülemeyen üretim karakteristiğine sahiptir. Bu durum, elektrik şebekesinde arz–talep dengesinin sağlanmasını zorlaştırmakta ve şebeke işletmecileri açısından kararlılık riskleri oluşturmaktadır.
Enerji depolama sistemleri, bu dengesizliği gidermek amacıyla;
- Üretilen enerjinin anlık tüketilemeyen kısmının depolanmasını,
- Talebin yüksek olduğu zamanlarda hızlı ve kontrollü şekilde şebekeye geri verilmesini,
- Frekans ve gerilim dalgalanmalarının anlık müdahalelerle dengelenmesini
sağlamak üzere kurulmaktadır.
3. BÖLÜM
DEPOLAMALI ENERJİ SİSTEMLERİ: TEMEL TEKNİK ÇERÇEVE
3.1 Çalışma Prensibi
Depolamalı enerji sistemleri, elektrik enerjisinin doğrudan tüketilemediği zamanlarda depolanarak daha sonra şebekeye geri verilmesini sağlar. Günümüzde ticari ölçekte en yaygın teknoloji lityum-iyon bataryalara dayalı BESS çözümleridir. Elektrik enerjisi batarya hücrelerinde kimyasal enerji olarak depolanır; ihtiyaç anında güç dönüşüm sistemleri (PCS) aracılığıyla tekrar elektrik enerjisine çevrilir.
Tipik bir BESS tesisi şu ana bileşenlerden oluşur:
- Batarya hücreleri, modüller ve rack sistemleri
- Güç Dönüşüm Sistemi (PCS)
- Batarya Yönetim Sistemi (BMS)
- Enerji Yönetim Sistemi (EMS)
- Yangın algılama ve söndürme sistemleri
- HVAC (ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme)
- SCADA ve uzaktan izleme altyapısı


3.2 Klasik GES / RES ile Temel Farklar
Klasik GES ve RES projelerinde üretilen enerji eş zamanlı olarak şebekeye aktarılır ve tesis içinde yüksek miktarda depolanmış enerji bulunmaz. Depolamalı enerji santrallerinde ise büyük miktarda enerji sahada ve belirli bir süre boyunca tutulur. Bu fark, riskin niteliğini kökten değiştirmektedir. Bu tesislerde hasar riski yalnızca ekipman hasarı değil, depolanan enerjinin kontrolsüz şekilde açığa çıkma ihtimalidir. Termal runaway, kimyasal gaz oluşumu ve zincirleme yangın riski, depolamalı santrallerin sigorta açısından ayrı bir kategori olarak ele alınmasını gerektirir.
4. BÖLÜM
DEPOLAMALI ENERJİ SANTRALİ TÜRLERİ NELERDİR?
a. Üretim Tesisine Entegre Depolamalı Santraller
Güneş Enerji Santrali (GES + BESS)
Rüzgâr Enerji Santrali (RES + BESS)
Bu modelde depolama sistemi, üretim tesisinin bir parçası olarak çalışır. Amaç, üretim fazlasını depolayarak şebekeye verilen enerjiyi daha kontrollü hâle getirmektir. Türkiye’de en yaygın kurulan model bu yapıdır.
b. Müstakil Depolamalı Santraller
Bu tesisler herhangi bir üretim kaynağına bağlı olmaksızın, doğrudan şebekeye bağlanır. Elektrik fiyat farkları, frekans regülasyonu ve dengeleme hizmetleri için kullanılır. Dünya genelinde hızla artmakla birlikte, Türkiye’de henüz sınırlı sayıdadır.
c. Tüketim Tesisine Entegre Depolama
Sanayi tesisleri, OSB’ler veya büyük tüketiciler tarafından kullanılan sistemlerdir. Şebeke yükünü azaltmak ve enerji maliyetlerini dengelemek amacıyla kurulmaktadır.
5. BÖLÜM
DÜNYADA DEPOLAMALI ENERJİ SANTRALLERİNİN MEVCUT DURUMU
Küresel ölçekte enerji depolama yatırımları son yıllarda çok hızlı bir büyüme göstermiştir. BloombergNEF ve benzeri uluslararası kaynaklara göre:
- 2022 yılı sonunda dünya genelinde devrede olan yaklaşık 17 GW / 34 GWh seviyesindeki kapasitenin, 2030’a kadar 20 kattan fazla artacağı öngörülmektedir.
- ABD, Çin, Avrupa Birliği ve Avustralya, depolamalı enerji santrallerinin en yoğun kurulduğu bölgelerdir.
6. BÖLÜM
TÜRKİYE’DE DEPOLAMALI ENERJİ SANTRALLERİNİN DURUMU VE KAPASİTE
Türkiye’de depolamalı enerji santralleri, özellikle son yıllarda yapılan mevzuat düzenlemeleri ile birlikte hızla gündeme gelmiştir.
- Türkiye’nin toplam kurulu gücü 2025 yılı Kasım itibarıyla 121.782 MW’a ulaşmıştır.
- EPDK verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla 676 adet depolamalı elektrik üretim projesi için ön lisans başvurusu yapılmış olup, bu projelerin toplam gücü yaklaşık 33.000 MWm seviyesindedir.
- Bu projelerin yaklaşık %55’i rüzgâr, %45’i güneş enerjisi kaynaklıdır.
6.1- Türkiye’de Kurulumu Tamamlanmış Depolamalı Enerji Santralleri: Örnekler Ve Kapasiteler
a. Enerjisa Üretim – Bandırma Enerji Üssü (Balıkesir/Bandırma)
Üretim 2 MW
Batarya Kapasitesi 4 MWh
Alıntı: “Enerjisa Üretim, Türkiye'nin ilk bakanlık kabulü yapılan Batarya Enerji Depolama Sistemi'ni (BESS), Bandırma Enerji Üssü'nde devreye aldı. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Enerjisa Üretim, Bandırma Enerji Üssü'nde faaliyete başlayan ve şebekeye entegre BESS ile, elektrik şebekesine esneklik kazandırmakla birlikte ticari dengelemeye de katkı sağlıyor.”
b. Oze İnşaat / Oze Grup – Depolamalı Ges (Eskişehir/Sivrihisar)
Üretim: 49,184 MWm (~29 MWe)
Depolama Kapasitesi: 34,1452 MWh
c. Polat Enerji – Geycek Entegre Enerji Tesisi (Kırşehir/Mucur)
Üretim Kapasitesi: 10 MWe
Depolama Kapasitesi: 13,4 MW
Kamuya açık duyurularda; Proje için Bakanlık kabul sürecinin tamamlandığı/başarıyla sonuçlandığına ilişkin kamuya açık paylaşım bulunuyor.
7. BÖLÜM
MEVZUAT, LİSANSLAMA VE TEKNİK STANDARTLAR7.1 Uluslararası Çerçeve
Depolamalı enerji santralleri için dünya genelinde bağlayıcı tek bir mevzuat bulunmamakla birlikte, NFPA 855, UL 9540 / 9540A ve IEC 62933 standartları fiili referans olarak kabul edilmektedir. Bu standartlar, yangın güvenliği, sistem tasarımı ve işletme–bakım süreçlerini kapsamaktadır.
7.2 Türkiye’de Mevcut Durum
Türkiye’de enerji depolamaya ilişkin ilk kapsamlı düzenleme, 09.05.2021 tarihli ve 31479 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği ile yapılmıştır.
Yönetmelik kapsamında depolamalı enerji santralleri;
- Lisanslı üretim tesisine entegre,
- Tüketim tesisine entegre,
- Müstakil depolama tesisi,
- Şebeke işletmecileri tarafından kurulan tesisler şeklinde sınıflandırılmıştır.
Bu durum, sigorta şirketleri açısından risk değerlendirmesinin yalnızca mevzuat hükümleri ile sınırlı kalamayacağını; teknik tasarım, güvenlik sistemleri ve işletme–bakım disiplininin ayrıca ve detaylı biçimde incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
8. BÖLÜM
HASAR RİSKİ DEĞERLENDİRMESİ
Şebeke bağlantıları, yazılım altyapısı, HVAC (ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme) kapasitesi ve yangın algılama–söndürme sistemleri birlikte değerlendirilmelidir.
8.1 Klasik GES/RES ve Depolamalı Enerji Santrallerinde Oluşan Hasar ve Risk Farkları
Klasik GES ve RES projelerinde üretilen enerji, eş zamanlı olarak şebekeye aktarılır. Bu tesislerde ana risk, üretim ekipmanlarının (panel, inverter, türbin vb.) fiziksel hasarıdır. Enerji üretimi kesildiğinde, sistemin içinde yüksek miktarda depolanmış bir enerji bulunmaz.
Depolamalı enerji santrallerinde ise durum kökten farklıdır. Bu tesisler, üretilen veya şebekeden alınan elektriği kimyasal enerji formunda sahada tutar. Başka bir ifadeyle, yüksek miktarda enerji belirli bir süre boyunca aynı noktada depolanır.
Underwriter açısından bu fark kritik önemdedir; çünkü:
- Risk, yalnızca ekipman hasarı değil, enerji yoğunluğu kaynaklı zincirleme hasar riskidir.
- Hasar anı ile hasarın büyümesi arasındaki süre çok kısadır.
- Küçük bir arıza, kısa sürede konteyner veya tesis bazında total kayıp doğurabilir.
Depolamalı enerji santrallerinde özellikle batarya sistemlerinde:
- Termal runaway,
- Kimyasal gaz çıkışı,
- Ani basınç ve sıcaklık artışı gibi süreçler dakikalar hatta saniyeler içinde ilerleyebilir.
b. Yangın Riskinin Niteliği: Klasik Yangın Değil
GES ve RES projelerinde yangın riski genellikle:
- Kablo izolasyonu,
- İnverter arızası,
- Trafo yangını gibi lokal ve sınırlı olaylardır.
- Hücre bazında başlar,
- Hücre → modül → rack → konteyner şeklinde yayılır,
- Çoğu zaman kendi oksijenini üreten bir süreçtir. Bu durum, hasar süresinin uzaması ve iş durması riskinin artması anlamına gelir.
Depolamalı enerji santrallerinde hasar, her zaman kurulum veya nakliye aşamasında hemen fark edilmeyebilir.
- Nakliye sırasında alınan bir darbe,
- Montajda yapılan küçük bir hata,
- İlk imalat kaynaklı mikro kusurlar uzun süre sorunsuz çalışıp, aylar sonra ani ve ağır bir hasar olarak ortaya çıkabilir.
d. Operasyonel Ve Yazılım Bağımlılığı
Klasik GES/RES projeleri büyük ölçüde pasif çalışan sistemlerdir.
Depolamalı enerji santrallerinde ise sistem:
- Batarya Yönetim Sistemi (BMS),
- Enerji Yönetim Sistemi (EMS),
- SCADA altyapısı üzerinden sürekli yazılım kontrollüdür.
e. Doğal Afet Etkilerinin Şiddeti
GES ve RES projeleri doğal afetlerden etkilenebilir, ancak depolamalı enerji santrallerinde bu etkiler ikincil riskleri tetikleyebilir.
Örneğin:
- Deprem → batarya gruplarının devrilmesi → iç kısa devre,
- Sel → su teması → DC ark ve yangın,
- Aşırı sıcak → HVAC yetersizliği → termal runaway şeklinde birincil afet, ikincil ağır hasara dönüşebilir.
f. Hasar Türleri Bakımından Sonuç Ve Değerlendirme
Depolamalı enerji santralleri; yüksek enerji yoğunluğu barındıran, hasarı hızlı gelişen, müdahalesi zor ve zincirleme kayıp potansiyeli yüksek tesislerdir. Bu nedenle;
- Klasik GES / RES underwriting kriterlerinin aynen uygulanması yeterli değildir.
- Teknik tasarım, işletme disiplini ve risk önleyici sistemler teminat kararının merkezinde yer almalıdır.
- Teminat yapıları, çoğu zaman ön şartlı, kısıtlı veya artırımlı muafiyetli olarak kurgulanmalıdır.
- Ayrıca ; yangın tanımı bun santral türlerinde ayrıca açıklanmaya muhtaçtır.
8.2- Türkiye’de Depolamalı Enerji Santralleri İçin Önümüzdeki 3–5 Yıl Hasar Frekansı Beklentisi (Öngörüsel Analiz)
Türkiye’de depolamalı enerji santralleri henüz erken gelişim aşamasındadır. Bu nedenle geçmiş hasar verileri sınırlıdır. Ancak uluslararası hasar istatistikleri, Türkiye’deki proje profili ve yerel piyasa koşulları birlikte değerlendirildiğinde, önümüzdeki 3–5 yıllık döneme ilişkin bazı güçlü öngörülerde bulunmak mümkündür.
Öncelikle, Türkiye’de lisans alan ve inşa edilecek projelerin büyük çoğunluğu, rüzgâr ve güneş santrallerine entegre BESS yapısındadır. Bu projelerde depolama sistemleri çoğunlukla yeni kurulum olacak ve farklı tedarikçilerden sağlanan batarya, PCS ve yazılım bileşenleri birlikte çalışacaktır. Bu durum, özellikle ilk 24–36 aylık işletme döneminde hasar frekansının görece yüksek olmasına neden olabilecek bir risk faktörüdür.
Uluslararası örnekler incelendiğinde, BESS projelerinde hasarların önemli bir kısmının;
- İlk devreye alma (commissioning),
- Yazılım parametrelerinin optimizasyon süreci,
- İlk aşırı sıcak yaz dönemi sırasında meydana geldiği görülmektedir. Türkiye özelinde yaz aylarında yüksek ortam sıcaklıkları ve bazı bölgelerde yetersiz HVAC tasarımları, termal runaway riskini artırabilecek başlıca etkenler arasında yer almaktadır.
- Düşük şiddetli ancak sık olaylar: HVAC arızaları, sensör hataları, yazılım alarm ve acil kapanma problemleri. Bu tür olayların frekansının yüksek, hasar tutarlarının görece sınırlı olması beklenmektedir.
- Düşük frekanslı ancak yüksek şiddetli olaylar: Hücre bazlı arızadan konteyner bazlı yangına dönüşen vakalar. Frekansı düşük olmakla birlikte, meydana geldiğinde total veya total’e yakın kayıp potansiyeli taşımaktadır.
- İş durması odaklı hasarlar: Fiziksel hasar olmasa dahi, güvenlik protokolleri nedeniyle uzun süreli devre dışı kalma vakalarının artması beklenmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye’de depolamalı enerji santrallerinde önümüzdeki 3–5 yıllık dönemde;
- Hasar frekansının artması,
- Ortalama hasar tutarının yükselmesi,
- İş durması kaynaklı taleplerin sigorta hasar istatistiklerinde daha büyük pay alması beklenmektedir.
8.3- Hasar Anında Depolanan Mevcut Enerjinin Kayıp Olarak Değerlendirilmesi
8.3.1 Teknik ve Fiziksel Açıdan Değerlendirme
Depolamalı enerji santrallerinde hasar anında bataryalarda depolanmış bulunan enerji, fiziksel bir varlık olarak ayrı bir ekipman niteliği taşımaz; batarya hücreleri içerisinde kimyasal enerji formunda bulunur. Bu nedenle depolanan enerji, klasik anlamda "stok" veya "emtia" gibi doğrudan sayılabilir ve ölçülebilir bir sigorta konusu değildir.
Ancak ağır bir hasar veya yangın vakasında, batarya hücrelerinin geri dönüşü olmayacak şekilde zarar görmesi hâlinde, hücreler içinde depolanmış enerjinin kontrollü şekilde şebekeye verilmesi mümkün olmaz. Bu durumda teknik olarak kayıp, depolanan enerjinin kendisinden ziyade, bu enerjinin artık kullanılamaz hâle gelmesine yol açan ekipman hasarıdır.
Dolayısıyla depolanan enerji, fiziksel hasar kalemi olarak bağımsız bir sigorta konusu değil; batarya hasarının doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olarak dolaylı biçimde kaybedilen bir değer niteliği taşımaktadır.
8.3.2 Sigorta Hukuku ve Teminat Yapıları Açısından Yaklaşım
Mevcut sigorta uygulamalarında, depolanan elektrik enerjisinin "ayrı bir maddi varlık" olarak yangın veya mühendislik poliçelerinde teminat altına alındığına dair yaygın bir uygulama bulunmamaktadır.
Bu durumun temel nedenleri;
- Enerjinin fiziksel olarak ayrıştırılamaması,
- Hasar anında nicel olarak kesin biçimde ölçülmesinin güçlüğü,
- Enerjinin depolanma süresinin kısa ve dinamik olmasıdır.
- Üretim / ticari kayıp,
- Gelir kaybı,
- Dengeleme piyasası fırsat kaybı şeklinde dolaylı kayıplar kapsamında değerlendirilir.
Hem fiziksel hem finansal kayıp değerlendirmesi için depolamalı enerji santrallerinin sigortalanmasında izlenebilirlik ve SCADA veri temin kabiliyeti büyük önem arz etmektedir. Risk analizi ve teminat sağlamadan önce izlenebilirlik mekanizması mutlaka dikkate alınarak sözleşmede yer verilmelidir. Fizibilite koşulları sağlanamamış olabilir mi?
8.3.3 Underwriting ve Ekspertiz Pratiğinde Önemli Ayrımlar
Eksper ve underwriter açısından kritik olan husus, depolanan enerjinin hangi teminat başlığı altında dolaylı olarak telafi edilebileceğinin doğru şekilde ayrıştırılmasıdır:
- Maddi hasar (PD): Batarya hücreleri, modüller ve konteynerler zarar görmüşse; depolanan enerjinin kaybı ayrıca hesaplanmaz, ekipman hasarının bir parçası kabul edilir.
- İş durması (BI / DSU): Hasar nedeniyle enerji satışı veya şebeke hizmeti sunulamıyorsa, depolanan enerjinin piyasaya verilememesi bu teminat kapsamında ekonomik kayıp doğurabilir.
8.3.4 Hasar Anında Depolanan Enerjinin Yanlış Değerlendirildiği Tipik Senaryolar
Uygulamada karşılaşılan bazı hatalı yaklaşımlar şunlardır:
- Hasar anındaki MWh değerinin elektrik birim fiyatı ile çarpılarak doğrudan maddi hasar talebi yapılması,
- Batarya hasarı bedeline ek olarak "kayıp enerji" adı altında ikinci bir tazminat talep edilmesi,
- Enerji kaybının stok veya emtia teminatı kapsamında değerlendirilmesi.
Bu yaklaşımlar, mevcut sigorta pratiği ve teminat yapıları ile uyumlu değildir.
9. BÖLÜM
TÜRKİYE’DE BESS ENTEGRASYONU VE KONTEYNERLİ DEPOLAMA SİSTEMİ ÜRETEN TESİSLER VE HASAR KARAKTERİSTİKLERİ
Türkiye’de batarya hücresi üretimi sınırlı olmakla birlikte, BESS entegrasyonu, modül–pack montajı ve konteynerli depolama sistemleri üretimi yapan tesis sayısı hızla artmaktadır. Bu tesisler, ağırlıklı olarak ithal hücreler kullanarak, sistem tasarımı, entegrasyonu, test ve devreye alma faaliyetleri yürütmektedir.
ÖRNEK TESİSLER
a) Maxxen Enerji – Aydın (Germencik)
• Faaliyet: Konteynerli BESS üretimi ve sistem entegrasyonu
• Kurulum: 2023–2024
• Kullanım alanı: GES/RES entegrasyonu, şebeke ölçekli depolama
b) Pomega Enerji (Kontrolmatik Grubu)
• Faaliyet: BESS entegrasyonu, modül/pack üretimi
• Kurulum: Ankara çevresi
• Kullanım alanı: Şebeke ölçekli depolama, endüstriyel tesisler
c) SIRO – Gemlik (TOGG / Farasis)
• Faaliyet: Batarya modül ve pack üretimi
• Kullanım alanı: Elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemleri
• Not: Hücre üretimi yok
d) YEO / REAP Enerji
• Faaliyet: BESS entegrasyonu, konteynerli depolama çözümleri
• Kullanım alanı: Yenilenebilir enerji projeleri
9. 2. BESS Üretim ve Entegrasyon Tesislerinde Hasar Karakteristikleri
BESS üretim ve entegrasyon tesisleri, yüksek enerji yoğunluğu nedeniyle klasik elektrik ekipmanı üretim tesislerinden farklı ve daha hızlı gelişen hasar dinamiklerine sahiptir. Bu tesislerde öne çıkan başlıca hasar karakteristikleri şunlardır:
• Termal runaway riski:
Montaj, test veya şarj–deşarj aşamalarında hücre sıcaklığının kontrolsüz artışıyla başlayan zincirleme hasar riski.
• Gaz salımı ve kapalı alan patlama riski:
Batarya hücrelerinden açığa çıkan yanıcı gazların kapalı üretim veya test alanlarında birikmesi.
• Yangının hızlı yayılım potansiyeli:
Modül ve pack yoğunluğu nedeniyle yangının kısa sürede birden fazla ünitenin etkilenmesine yol açması.
• Çoklu ünite etkilenmesi:
Aynı alanda bulunan çok sayıda batarya ünitesinin tek bir olaydan eş zamanlı zarar görmesi.
• Yeniden alevlenme riski:
Söndürme sonrasında batarya hücrelerinde iç reaksiyonların devam etmesi nedeniyle yangının tekrar başlaması.
Bu karakteristikler, küçük bir arızanın kısa sürede yüksek tutarlı ve geniş kapsamlı bir hasara dönüşmesine neden olabilmektedir. BESS üretim ve entegrasyon tesislerinde meydana gelebilecek bir arıza; yüksek enerji yoğunluğu ve zincirleme reaksiyonlar nedeniyle kısa sürede kontrolsüz büyüyerek, klasik üretim tesislerine kıyasla çok daha yüksek hasar şiddetine ve kapsamına yol açabilmektedir.
10. BÖLÜM
DÜNYA GENELİNDE HASAR VE YANGIN ÖRNEKLERİ
Depolamalı enerji santrallerinde meydana gelen yangın hadiseleri, klasik GES veya RES tesislerinden farklı ve daha karmaşık bir risk yapısına işaret etmektedir. Aşağıda yer alan örnekler, sigorta ve risk mühendisliği değerlendirmelerinde sıklıkla referans gösterilen batarya enerji depolama sistemi (BESS) vakalarını içermektedir.
A- ARIZONA / ABD (2019)
ABD’de olan bu olay, bir batarya enerji depolama tesisinde meydana gelmiştir. Tesis içerisinde duman tespiti sonrası kapalı ortamda gaz birikimi oluşmuş; kapının açılmasıyla birlikte olay büyümüş ve ilk müdahale ekipleri yaralanmıştır.
Bu vaka, depolama sistemlerinde birikimi ve gecikmeli patlama riskinin ne kadar kritik olduğunu göstermiştir.
B- VICTORIA / AVUSTRALYA (2021)
Avustralya’da kurulan büyük ölçekli bir batarya enerji depolama santralinde, devreye alma (commissioning) aşamasında bir batarya ünitesinde yangın çıkmış ve yangın komşu bir batarya ünitesine sınırlı şekilde yayılmıştır. Olay kontrol altına alınmış, can kaybı yaşanmamış, yangın tesis geneline yayılmamıştır.
Bu vaka, ilk devreye alma ve test süreçlerinin depolamalı santrallerde en riskli aşamalardan biri olduğunu ortaya koymuştur.
C- CALIFORNIA / ABD (2022)
California’daki Moss Landing tesisinde yer alan bir batarya enerji depolama ünitesinde yangın meydana gelmiştir. Olay, tek bir batarya ünitesi ile sınırlı kalmış; tesisin güvenlik sistemleri devreye girerek otomatik izolasyon sağlanmıştır.
Bu örnek, doğru tasarlanmış bir BESS tesisinde yangının büyümeden sınırlandırılabileceğini göstermektedir.
D- GÜNEY KORE – ÇOKLU BESS YANGINLARI (2017–2019)
Güney Kore’de farklı lokasyonlarda kurulu çok sayıda batarya enerji depolama tesisinde art arda yangınlar meydana gelmiştir. Bu olaylar sonrası ülke genelinde depolama yatırımları yavaşlamış ve kapsamlı teknik incelemeler başlatılmıştır.
Bu örnek, depolama yangınlarının tek bir nedene indirgenemeyeceğini; tasarım, işletme, çevresel koşullar ve kalite yönetiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Bu örnekler göstermektedir ki, depolamalı enerji santrallerinde meydana gelen yangınlar münferit değil; yüksek enerji yoğunluğu, termal runaway ve gaz oluşumu nedeniyle kendine özgü bir risk karakterine sahip olup, sigorta değerlendirmesinde klasik GES/RES yaklaşımından farklı ele alınmalıdır.
E- MOSS LANDING (VISTRA) – CALIFORNIA / ABD (2025)
2025 yılında aynı bölgede, bu kez çok daha büyük ölçekli bir batarya enerji depolama santralinde ciddi bir yangın meydana gelmiştir. Olay sonrası çevrede tahliyeler yapılmış, yetkililer yangını bastırmak yerine kontrollü yanmaya bırakma stratejisi uygulamıştır.
Bu vaka, büyük ölçekli depolamalı santrallerde olay yönetiminin yalnızca teknik değil, çevresel ve kamusal risk boyutu da içerdiğini göstermektedir.
Genel olarak değerlendirildiğinde, dünyada depolamalı enerji santrallerinde meydana gelen bu yangın hadiseleri; batarya sistemlerinin yüksek enerji yoğunluğu, termal runaway riski ve gaz oluşumu nedeniyle klasik GES ve RES tesislerinden farklı ve kendine özgü bir risk karakterine sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu olaylar, hasarın çok kısa sürede büyüyebildiğini, müdahale stratejisinin her zaman doğrudan söndürme olmayabileceğini ve olay yönetiminin teknik olduğu kadar çevresel ve kamusal boyutlar da içerebildiğini göstermektedir. Dolayısıyla depolamalı enerji santrallerinin sigorta değerlendirmesinde, yalnızca mevzuat uyumu değil; tasarım, güvenlik sistemleri, işletme–bakım disiplini ve acil durum yönetiminin birlikte ve proje bazında ele alınması gerekmektedir.
Not: Termal runaway, batarya hücresinde başlayan kontrolsüz sıcaklık artışının hücrenin kendi kendini ısıtmasına yol açarak yangın ve zincirleme hasara neden olabilen tehlikeli bir süreçtir.
11. BÖLÜM
HASAR SONRASI ONARIM SÜRELERİ – TÜRKİYE KOŞULLARI
11.1- Batarya Konteynerlerinin Yeniden Temin Süresi Ve Küresel Maliyet Eğilimi
Depolamalı enerji santrallerinde batarya konteynerlerinde meydana gelen ciddi bir hasar sonrasında, yeniden temin süresi sabit bir takvimle ifade edilememektedir. Bu süre; küresel batarya üretim kapasitesi, eş zamanlı depolama yatırımları, üretici firmaların sipariş yoğunluğu ve lojistik koşullar gibi birçok değişkene bağlı olarak arz–talep dengesi doğrultusunda şekillenmektedir.
Sektör uygulamaları dikkate alındığında:
Batarya hücresi, modül ve konteynerli sistemlerin temin süresi kısa vadede öngörülebilir olmaktan ziyade piyasa koşullarına duyarlıdır. Talebin arttığı dönemlerde (eş zamanlı büyük ölçekli BESS projeleri, teşvik mekanizmaları, bölgesel krizler) temin sürelerinin belirgin şekilde uzayabildiği gözlemlenmektedir. Benzer şekilde, üretim kapasitesinin genişlediği veya talebin yavaşladığı dönemlerde temin süreleri görece kısalabilmektedir.
Küresel Batarya Maliyetlerine İlişkin Genel Eğilim
Batarya teknolojilerindeki gelişmeler ve ölçek ekonomileri sayesinde, küresel ölçekte batarya maliyetleri uzun vadede düşüş eğilimi göstermektedir. Ancak bu eğilim, kısa vadede doğrusal veya sabit değildir. Batarya maliyetleri; hammadde fiyatları (lityum, nikel, kobalt), üretici kapasitesi ve bölgesel talep artışlarına bağlı olarak dalgalanma gösterebilmektedir. Bu nedenle, hasar sonrası batarya ikame maliyeti belirli bir sabit bedel üzerinden değil, hasar tarihindeki piyasa koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Depolamalı enerji santrallerinde batarya konteynerlerine ilişkin hasar sonrası temin süresi ve ikame maliyeti sabit değildir; küresel arz–talep dengesi, üretici sipariş yoğunluğu ve lojistik koşullara bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Piyasa verileri, son yıllarda batarya paket maliyetlerinin genel olarak ~150.000–300.000 USD/MWh bandında seyrettiğini, ancak yüksek talep dönemlerinde bu seviyelerin yukarı yönlü sapabildiğini göstermektedir. Küresel üretimde Çin’in belirleyici rolü, hem fiyat oluşumunda hem de teslim sürelerinde piyasaya yön vermekte olup, bu durum hasar tarihindeki koşullara bağlı belirsizliği artırmaktadır; dolayısıyla sigorta değerlendirmesinde rakamsal kabullerden ziyade piyasa koşullarına duyarlı bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir.
12. BÖLÜM
EKSPER VE UNDERWRITER İÇİN UYGULAMAYA DÖNÜK DEĞERLENDİRMELER
12.1 Eksper İncelemesinde Sahada Kontrol Edilmesi Gereken Kritik Noktalar- Batarya sertifikasyonları (UL 9540 / 9540A)
- Konteynerler arası mesafeler ve NFPA 855 uyumu
- HVAC kapasitesi ve yedeklilik
- Yangın algılama ve gaz tahliye sistemleri
- BMS–EMS yazılım erişim ve yetkilendirme yapısı
- Sertifikasız veya test edilmemiş batarya teknolojileri
- Yetersiz konteyner ayrımı
- O&M (işletme ve bakım) sözleşmesinin bulunmaması
- Tek tedarikçiye bağımlı yedek parça yapısı
13. BÖLÜM
SİGORTALAMA SÜRECİNDE ÖN KOŞUL BİLGİ VE BELGELERDepolamalı enerji santrallerinin sigortalanmasında; detaylı teknik tasarım dokümanları, sertifikasyon raporları, yangın güvenliği projeleri, O&M(işletme ve bakım) ve acil durum prosedürleri ön koşul olarak talep edilmelidir.
14. BÖLÜM
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Türkiye’de önümüzdeki dönemde artması beklenen depolamalı enerji yatırımları dikkate alındığında, proje bazlı risk mühendisliği yaklaşımı ve önleyici tedbirleri esas alan teminat yapıları, bu tesislerin sürdürülebilir şekilde sigortalanabilmesi açısından temel bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.
Bu konuda öncelik TTK esaslı Risk Analizi ile somut koşulları sigorta sözleşmesine doğru aktarmak olabilir. Poliçe mimarisinin değişen teknolojiye nasıl cevap vereceği bu projeler ile ortaya çıkacaktır.
15. BÖLÜM
KAYNAKÇA
- Ekol Ekspertiz Hiz. Ltd. Şti. Risk ve Hasar Arşivi
- EPDK Web sitesi
- T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
- TSKB “Enerji Görünümü 2023” Raporu
- NFPA 855, UL 9540 / 9540A ve IEC 62933 başta olmak üzere, enerji depolama sistemlerine ilişkin uluslararası yangın güvenliği ve teknik standartlar
- T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPDK ve Resmî Gazete tarafından yayımlanan Türkiye mevzuatı ve resmî istatistikler,
- International Energy Agency (IEA) ve BloombergNEF tarafından yayımlanan küresel enerji depolama kapasite ve piyasa öngörüleri,
- ABD, Avustralya ve Güney Kore başta olmak üzere, kamuya açık batarya enerji depolama sistemi (BESS) yangın ve hasar vaka raporları,
- International Energy Agency (IEA) – Energy Storage Tracking Report, Electricity Market Report ve Grid Flexibility yayınları.
- ENTSO-E – Power System Stability and Flexibility Reports.
- Australian Energy Regulator / Energy Safety Victoria – Batarya enerji depolama tesislerine ilişkin kamuya açık olay ve güvenlik raporları.
- FM Global – Battery Energy Storage Systems: Risk Engineering Guidelines.
- Allianz Global Corporate & Specialty (AGCS) – Battery Energy Storage Risk Insight yayınları.
- Swiss Re – Energy Storage Risk Landscape ve enerji dönüşümü temalı teknik bültenler.
- Munich Re – Yenilenebilir enerji ve enerji depolama tesislerine ilişkin risk değerlendirme raporları.
- Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) – Şebeke Gelişim ve Planlama Raporları.
- Moss Landing Energy Storage Facility (ABD) – Kamuya açık olay inceleme ve basın raporları.
- Arizona Public Safety – 2019 BESS patlama ve yangın olayı teknik değerlendirmeleri.
- Güney Kore Sanayi ve Enerji Bakanlığı – 2017–2019 BESS yangınları sonrası yayımlanan teknik inceleme raporları.
EKOL EKSPERTİZ MÜHENDİSLİK & RİSK GRUBU
-
Güneş Enerji Santrallerinde Hasar Tipleri ve Risk Analizi Perspektifi
-
Depolamalı Enerji Santrallerinde Etkin Risklerin İncelenmesi
-
Kahramanmaraş / Pazarcık Depremlerinin Güneş Enerji Santralleri Üzerindeki Etkileri
-
TÜRK SİGORTA SEKTÖRÜ İÇİN MAKRO RİSK DEĞERLENDİRME ve 2023 YILI ÖNGÖRÜLERİ
-
Enerji Santrallerinde Artan Hırsızlık Hadiseleri Risk – Hasar Değerlendirmesi
-
Karayollarında Yapım Kriterleri, Evreleri, Yüksek Frekanslı Hasar Türleri ve Öneriler
-
ENERJİ NAKİL HATLARINDA ETKİN RİSKLERİN İNCELENMESİ
-
Doğalgaz Çevrim Santralleri ve Gaz Türbinleri
-
Prof. Dr. Osman SEVAİOĞLU anısına….
-
SİGORTA ZEKASI
-
Enerji Nakil Hatlarında Oluşan Buz ve Rüzgâr Yükünün İncelenmesi
-
Rüzgar Ölçüm Direklerinin Sigortalanmasında Olası Riskler ve Risklerin Değerlendirmeleri
-
Türkiye’ de Uygulanan Tasarım Hesaplarının Küresel Isınma Ve Değişen İklim Koşullarına Göre Sigorta Tekniği Bakımından İncelenmesi
-
Deprem Koasürans Uygulamaları ve Tazminat Hesaplamaları
-
Taşkın Riskinin İncelenmesi, İnşaat All Risk Klozları’ na Göre Taşkın Riskinin Değerlendirilmesi
-
Biyokütle Enerji Santralleri İşletmelerinin Sigortalanmasında Olası Riskler ve Risklerin Değerlendirmeleri
-
Çatı Tipi Güneş Enerjisi Santralleri Risk ve Hasar Uygulamaları
-
Deprem Riskinin İncelenmesi, Sigorta Sektörü Açısından Değerlendirilmesi, Marmara Modellemesi ve Öneriler